Antakya’nın Perdeleri

“Sesimi duyan var mı?” cümlesini anneannem ve dayım dahil on bir kişiyi aradığımız apartmanın önünde günler boyu defalarca  duydum. Bir insan boyu hizasına dahi gelemeyecek kadar yerle bir olmuş, tümüyle enkaza dönmüş bir apartmanda günlerce, keşmekeşin içinde, ufak umut kırıntılarıyla da olsa insan sesi duymaya çalışmak tek uğraşımızdı. On bir kişiyi de kurtaramadık. Onları değil sağ, ölü olarak dahi bulamayacağımızdan endişe ettik son gün. Kayıplarımızın kimisinin yüzünü tanıyamadık ve cenazeler karıştı. Günlerce, neredeyse aç ve susuz, benzin bitme kaygısıyla boğuşup yakınlarımıza ulaşmaya çalışırken defalarca deprem oldu. Sabaha karşı, bir çadırda uyurken sallanıp ve aniden uyanıp birbirimizle göz teması kurar olduk. Umutsuzluğun sonsuz denizinde boğulmamak üzere çırpındığımız bir öğle sonrasında aklımdan hiç silinmeyecek bir olay oldu.

Yalnızca ses duyduklarında hummalı bir çalışma yapan arama kurtarma ekipleri geldi ve ikna çabalarımız sonucu bir dinleme yapmaya karar verdi. Bir memur, piramit biçimindeki enkazın en üstüne tırmandı ve minimal düzeydeki seslerin şiddetini arttırıp onları duyulabilir düzeye yükseltmeye yarayan cihazını bir zamanlar birilerinin evinin duvarı olmuş beton parçasına dayadı. İki defa “Sesimi duyan var mı?” diye bağırdı. O anda, en az yüz kişi nefes dahi almadan, kıpırdamadan bekledi. Onlarca araba kontaklarını kapadı ki motorlarının sesi dinleme cihazını rahatsız etmesin. Yolun ortasında araba trafiğini yönetip onlara durmaları için işaret verirken bir anda güçlü bir çarpma sesi duyup irkildim. Arkamda yan yatmakta olan bir apartman vardı. Yaklaşık otuz derecelik açı ile eğilmişti. Her an tümüyle yere yatmasını bekliyorduk. Üçüncü katta, balkonun kapısı öyle bir şiddetle vuruldu ki, sessizlik ile birlikte duran zaman da tekrar akmaya başladı. Aynı evin salon penceresinin perdesi havada uçuyordu. Ayağımın altındaki yerin yarıldığını sandım bir an. Dakikalarca gözümü o balkon kapısından alamadım ve başım dönerek pencereden süzülüp kıvrak hareketler yapan o bembeyaz perdeyi izledim.

Memurun sesini bizden, sevdiklerini kaybetmiş yaşayan ölülerden, başka duyan olmadı. Bizim duymamız da hiçbir şeyi değiştirmedi.

Anneannem Hatice’nin anısına…
Mayıs 23
    Ata